Lisanın mahiyeti ve değişmesi hakkında

Bu yazı hazırlanırken Dil Encümenlerinden Ahmet Cevat‘ın ”Yeni Bir Gramer Metodu Hakkında Layiha”namıyla 1931 de İstanbul Devlet Matbaası’nda basılan eserinden istifade edilmiştir.

Lisan nedir?

İnsanoğlu fıtri olarak içtimai bir hüviyet taşıması hasebiyle diğer insanlarla bir arada yaşamak ve iletişim kurma ihtiyacı içindedir.Yine ihtiyaçlarını temin edebilmek adına da başka insanlarla münakaleye mecburdur.

Dil ve ses cihazını teşkil eden uzuvlar olmasaydı konuşmak için başka vasıtalar bulunacaktı.Nitekim dilsizlerin başka azâlarının hareketlerine müracaat ederek bir konuşma usulü buldukları bilinen bir hakikattir. Renkler,kokular,nesneler ve başkaca unsurlarla da muhtelif maksatlar anlatılabilir.Bütün bunlar birer nev’i lisan,birer nev’i ifade unsurlarıdır.

Mamafih bu anlaşma usullerinden en tesirli olanı ise lisandır.Lisan; en temel anlamıyla konuşmaya,ifade etmeye yarayan bir işaretler sistemidir.

İşaretin iki unsuru(Gösterge)

Her işaret iki unsurdan terekküb eder:biri işitilen,görülen veya tutulan maddi unsur;diğeri bunun delalet ettiği zihni-ruhi unsur,yani ifadesi istenen maksat.

İşarette maddi unsur ile zihni unsur sıkı sıkıya birbirine bağlıdır.Birinin diğerinden ayrı ve mustakil bir mevcudiyeti yoktur.

Lisanların en mühimmi, bütün beşeriyete şamil olanı seslerle kurulan konuşma sistemidir.Asıl lisan (dil) denilince de anlaşılan budur.Bu itibarla dil bilgisi bir işaretler bilgisidir.

Lisanda kullanılan işaretlere kelime-söz denilir.Her işarette olduğu gibi kelimede de iki unsur vardır:biri az çok uzun bir ses grubundan teşekkül eden lafız,diğeri bu lafızdan anlaşılan mânadır.Lisani işaret ancak lafız ile mânanın birleşmesiyle vücut bulur.

Mesela: a.ğ.a.ç sesleri ile ağaç lafzı teşekkül eder ve bu kelimeyi duyunca zihnimizde bir ağaç görüntüsü zuhur eder.Bir lafız ile ifade edilemeyen fikir zihinde kalır,manası anlaşılamayan lafız da lisani işaret(kelime) olmaz.

Söz zinciri

Karşı karşıya geçip birbirleriyle konuşan iki kişi farz edelim:söyleyen kimse zihnindeki fikirleri ,onlara delalet etmek üzere lisanda hazırlanmış olan lafızlarla ifade eder.Uzun,kısa birtakım ses gruplarından ibaret olan bu lafızlar ister istemez birbiri arkasından,yan yana gelmek üzere bir zincir halinde dizilir.Buna söz zinciri diyebiliriz.(Cümle)

Söyleyenin ağzından çıkan söz zinciri dinleyenin dimağına geçerek orada,derhal ifadesi istenilen fikirleri uyandırır.Dinleyen âni olarak söyleyenin maksadını anlar.

Bu izahtan iki hüküm çıkarabiliyoruz:

a)Lisan işaretlerinin lafızları zincirvari dizilen seslerden teşekkül eder.

b)Fikirlerin lafızlara bürünmesi ve lafızların fikirleri uyandırması âni,âdeta otomatik bir ameliyedir.

Lisanda konvansiyon(anlaşma,uzlaşma)

Söyleyenle dinleyen arasında bir konvansiyonun yani uzlaşmanın mevcut olması şarttır. Bu uzlaşmanın değiştirilmesi aklen muhal değildir.Söyleyenle dinleyen ,aralarında,şu veya bu lafza şu veya bu mânayı tahsis ederek oluşturacakları yeni işaretleri kullanabilirler.Külhanbeylerin ahmağa armut,hıyar veya abullabut demesi gibi(Argo). Fakat bu konvansiyona iştirâk edenlerin sayısı çoğaldığı nispette yeni işaretler kabul etmek güçlüğü artar.

Yorum yapın