Edebiyat Akademisi - AYB

  • Full Screen
  • Wide Screen
  • Narrow Screen
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

Hikaye Atölyesi

Atölye Üretimi Hikaye Seçmeleri

Sonsuzluğa Yürüyüş

E-posta Yazdır PDF

Hafta sonunda, eşimle “Sivas Tanıtım Günleri” fuarına gittik.

Ankara’daki Sivaslılar, fuara akın ederek memleket hasretini gidermeye çalışıyorlardı. Ayrıca Sivas plakalı araçların çokluğu dikkat çekiyordu.

Bahçe girişinde müzik cümbüşüyle karşılandık. Kafeteryaya dönüştürülmüş kocaman bir kamyon üzerinde, hepimizin ağız tadı olan çay, kıvrak Karadeniz ezgileriyle tanıtılıyordu. Güler yüzlü kızlar çay ikram ediyor, kemençe eşliğinde çalınan türkülerin insanı kavrayıveren sıcaklığı, bizi kıpır kıpır harekete geçiriyordu.

Devamını oku...

Kırmızı Bizim Oralar

E-posta Yazdır PDF

"Yedi kişiyiz" dedi babam kasketi elinde, önündeki kâğıda bir şeyler yazan adama bakarak."
Hepimiz de iş görür vaziyetteyiz. Benle beraber altı da horanta." Bizi gösteren eli sesiyle birlikte havada asılı kaldı. Sonra da yazı yazan adamın önünde toprağa bakarak beklemeye başladı. Yorganımız, döşeğimiz, babam, biz, pazen entarim hep beraber ses etmeden beklemeye devam ettik.

Devamını oku...

Salıncak

E-posta Yazdır PDF

Adı Kezban’dı.
Soğuk bir kış gününde, bize en yakın komşu evde dünyaya gelmişti. Köyümüzde doğan her çocuk gibi onun da adı, kulağına ezan okunarak konulmuştu. Sağlıklı, mutlu, bereketli, uzun bir ömür sürmesi için dualar edilmişti. Ne var ki ailesi yoksuldu. Çocukluk yılları, yokluklar, zorluklar içinde geçmişti. “Zihnî yetileri zayıf.” demişti köyde sağlık taraması yapan doktorlardan biri. “Herkes gibi günlük işlerini yapar ama bazen geç algılayabilir, göz önünden ayırmamak lâzım.” diye de eklemişti.

Devamını oku...

Bir Avuç Şeker

E-posta Yazdır PDF

Beton zemine oturup dikkatlice, gaz ocağına gaz doldurdu. Dökülünce temizlenmesi zor oluyordu bu meretin. Hadi temizlemesi neyse de kokusu bir müddet gitmiyor insanın içini fena ediyordu. Kendisi bir yana, gaz yağı kokusundan Zehra çok rahatsız oluyor, uzunca bir süre yanına uğramıyordu. Doldurma işi bitince kibritle ocağı yaktı. Vita Yağ tenekesindeki katı yağdan bir kaşık alıp tencereye koydu. Yağın cızırdayarak erimesini seyretti dalgın dalgın. Zehra’nın sevdiği hamur çorbasını hazırlıyordu. Eli ayağı kalkmamasına rağmen oturup hamur kesmişti.

İçi çok sıkılıyordu. Yere göğe sığamıyor koca dünya dar geliyordu. Kızının her gün daha bir sarardığını görmek yüreğini tarif edilmez acılara boğuyordu.

Pazar, 21 Mart 2010 21:24 tarihinde güncellendi Devamını oku...

Soğancı

E-posta Yazdır PDF

İş arkadaşım Gazanfer, yirmi beş sene çalışmanın ardından emekliye ayrılmıştı. Emeklilik ikramiyesi ile herkes ev, araba, arsa alırken Gazanfer farklı bir alana yatırım yapmış, parasının tamamıyla hasat zamanı soğan almıştı. Kışın ortasında soğan fiyatları tavan yapınca yüzde yüz kâr ederek satmıştı. Eline geçen emeklilik primi altı ay sonra tam ikiye katlanmıştı.

Otuz yıl memurluk yaptıktan sonra, otuz bin lira prime tav olarak ben de emekli oldum.

Aldığım primin tamamıyla Gazanfer gibi soğan ticareti yapacak, emekli maaşımla da ihtiyaçlarımızı karşılayacaktım. Yuvarlak kafamdaki sivri zekâmla sağlam bir hesap yaptım: Otuz bin lira; birinci yıl altmış, ikinci yıl yüz yirmi bin, …..altıncı yılın sonunda nerdeyse iki milyona ulaşacaktı. Otuz yılın otuz bin lirası, altı senede iki milyon lira olacaktı.

Pazar, 21 Mart 2010 21:14 tarihinde güncellendi Devamını oku...

Sayfa 1 - 5

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
Yeriniz Atölye Hikaye Atölyesi