İslam Beytullah Erdi’nin "Uzun Bir Gece" adlı Romanı Yayınlandı
İslam Beytullah Erdi, yirmi yıl kadar önce Türkiye’ye gelip yerleşen Bulgaristan Türklüğü’nün gazeteci ve yazarlarından.
Bulgaristan’da iken gazetecilik kariyerinin parlak zamanlarını yaşamıştır; ama yine aynı atalar yadigârı topraklarda kimliğine sahip çıkmak uğruna Belene zindanlarına düşmüştür.
Türkiye’ye geldikten sonra bu yeni iklimde şüphesiz bir boşluk duygusu da yaşamış olmalıydı. İşte o zamanlarını gözlemler yaparak inceden inceye tanıma fırsatlarını değerlendirerek kalemi için malzeme derlemiştir.
Çok geçmeden bu yeni hayat döneminin ürünlerini sunmaya yönelen İslam Beytullah Erdi, arka arkaya eserler vermeye başlar. Hikâyeler, romanlar, anı yazıları birbirini izler.
Türkiye’nin kültür ve sanat ortamlarını daha yakından tanıyıp anlayabilmek için kültür ve sanat kuruluşlarında aktif görevler de üstlenen yazar, her şeye rağmen eser vermeyi birinci planda tutmuştur. Bu arada, sanatı açısından çok da önem taşımasa bile, çeviri yapma işini de ihmal etmemiştir. Ülkemizde yazdıkları ile geçinebilen yazar sayısının nadirattan olduğunu düşünürsek her yazarın kaderinde, yazma olayı dışında meşguliyetlerinin yer alması da kaçınılmazdır. İslam Beytullah da bu gerçekle yüzleşince çeviriler yoluyla ikinci bir meşguliyet edinmeyi ihmal edemezdi.
Fakat biliyorum ki onu asıl mutlu eden, edebi eserler verebilmekti. Bunda da kararlı olduğunu, ortaya koyduğu kitaplarla göstermiştir.
Bir yazarın da başarılı olduğu alan, birinci dereceden tanıdığı, bildiği, gözlemler yaptığı konularda yazdıklarıdır. Yazarın son eseri Uzun Bir Gece de böyle bir yönelişin ürünü olmaktadır.
Bulgar yönetiminin isim değiştirme yoluyla asimile etme hareketine direnenlerin savruldukları Anavatan Türkiye’deki uyum ve uyumsuzluk süreçleri bir yazar için çekici bir konudur.
Uzun Bir Gece’nin kahramanları işte böyle bir yaklaşımın sergilenmesini sağlayan canlı tanıklar gibidirler. Roman kahramanlarının bir belgesel eserde olduğu gibi birebir örtüşmesi de gerekmez. Esasen böyle bir çerçeve bir yazarın manevra alanını da daraltır. Uzun Bir Gece’nin kahramanlarından mimar Halil, Türkiye’de yaşadığı düş kırıklıkları dolayısıyla duygusal bir noktaya gelmiş, yakın ve uzak çevresi için kırıcı olmaya başlamıştır. Halil’in karşısına böyle kırılgan bir döneminde yazar Kemal çıkmıştır. Romanın kahramanlarından olan yazar da mimar Halil’in Bulgaristan’daki kader arkadaşlarındandır. Belki de bir aile dramına dönüşme noktasındaki mimarın bunalımları, adeta bir Dede Korkut kültürünün getirdiği sabır ve bilgelikle karşısına çıkan yazar dostunun devreye girmesi ile önce olumlu bir evrilmeye, sonra da mutluluğa dönüşür.
Uzun Bir Gece’nin yazarı İslam Beytullah Erdi bu yeni romanında, Türk toplumunda zaman zaman, fazla seslendirilmeden söz konusu edilebilen bir hususu da işlemekte. İşte mesela Türkiye’nin zor zamanlarda bağrına bastığı soydaşlarımızdan, az da olsa kadir kıymet bilmezlik yansıtan tavırlar olabildiği duygusu uyanabilmektedir. Bu romanda yazarın ortaya çıkardığı roman kahramanlarından, mimar Halil’in kızı Ayla’nın Çalıkuşu Feride idealini benimsediğini görürüz. Doğu illerimizden birinde öğretmenliğe talip olmuş, bütün caydırıcı etkenlere rağmen kararından vazgeçmemiştir. Bir bakıma da kendisine ve ailesine kucak açmış olan Anavatan’a olan minnet borcunu karşılama psikolojisi yansıtılır Ayla’nın şahsında.
İslam Beytullah Erdi’nin bu yeni eserinde dikkat çeken bir önemli husus da Türkiye Türkçesine olan hâkimiyetidir. Temiz, duru bir Türkçenin az da olsa Rumeli Türkçesinden kaynaklanan söyleyişlerle daha da akıcı ve sevimli olduğunu görmekteyiz.
Yahya Akengin - KardeÅŸ Kalemler









