AŞKSA DİBİNE VURSUN ELLA
Ataman KALEBOZAN 
Letafet-i ahfa dedi aşk içlenerek,
Eğdi başını muhannetler bir adım ötemde
Meşru döşeklere kopçalandı aşk, kendini erteleyen terle.
Ucuz kolonya kokan adamların saçlarından
Ahsen-i Ella sarkıttı kirpiklerini.
Benim hiç bir şeyden haberim olmadı
Parkta salıncaktaydım o ara.
Islıklı bir kaldırım tenhalığıymış,
Rastladım sizeler,
Ve bir varmış bir yokmuşlar,
Ve hatta karanlıkta büzüşen korkmuş hüzünlü kadınlar,
Gece altına kaçıran rüyalar,
İllaki çuvallayan inançlar,
Kadınlığı kurumuş eğreti gelinler,
Saten yorgan kenarını dikiyorlarmış aşk ile.
İğne iplik felan da görmedim ki.
Ah letafet-i ahfa demiş aşk
Eğip başımı
Eğip sol cenahımı içeri girdim ben,
Duymazlıktan geldim.
Pencerenin acıyan menteşesini kapadım.
Merdiven boşluğuna sataştı yalnızlığım.
İçimin sesleri düştü hiçten yere, içli bir bakışla
Sabahların eve dönen alacalığına.
Gördüm gri bulut yırtıldı
Kapanıp omuz başıma
Bir güzel ağladı bütün içtenliğiyle
Susturamadım ki.
Benim hiç bir şeyden haberim olmadı
Parkta salıncaktaydım o ara.
Ahsen-i Ella'yı da gözüm tutmamıştı
Saçlarının tenhalığı bir mezar yazıtına düşüyordu
Çalımlayarak boynundaki benlerimi;
“Altından kalemin olsa
Zümrütten yaprak
Yine de örtülecek gözüne bir avuç toprak”
Demiş bir vakitler tülbentindeki oyalar sararak.
Kim demişse demiş bilmiyorum da
Aşksa, dibine vursun lan Ella.
Balık martıya yalvardı
Solucan balığa
Ben de ölürüm sana.
Parkta salıncaktaydım o ara
Haberin yok ki...
Devşirerek gözlerinin kahvesini
Hiç mi sevmedin beni?
Çeyizinden düştü bak ninemin bakire dantelleri.
Sen yüreğimden düşme
Gitme be Ella.
Sen gitme
İki sokulayım koynuna.
Sonsuzluk Ella demek, yürek de ahfa.
Gidersen git eyvallah da
Gittiğin vakitlerin dönülmez ufuklarında
Aşksa, dibine vursun be Ella.
Sustum ki...
(Avrasya Yazarlar Birliği Edebiyat Akademisi Şiir Atölyesi, 08.03.2010)









