Hüseyin Özbay’ın Hüznün Dili adlı Deneme Kitabı Yayınlandı
Hüseyin Özbay tarafından kaleme alınan “Hüznün Dili” adlı kitapta yazarın denemeleri yer alıyor. Eser Berikan Yayınları arasında çıktı. Kitap Şiirin Dili, Hüznün Dili, Bugünün Dili ve Mekânın Dili olmak üzere dört bölümden oluşuyor. Her kitap yeni dünyaları, yeni şeyleri keşfetmek için vardır. Türkolog, edebiyatçı, yazar Hüseyin Özbay kendi ruh dünyasında şekillendirmeye çalıştığı yeni gezegeni, ruhunun içerisinde yer alan uzay boşluğunu okuyucularına sunuyor.
Yazarın şiirler, kelimeler, bir anlık his üzerinde karaladığı denemelerde bir insanın kendisiyle olan savaşı göze çarpıyor. Özbay korkusuzca, cüretkâr bir şekilde kendi iç muhasebesini, iç dünyasını okuyucuların gözü önüne seriyor. Yazmak biraz da cesarettir derler. Aslında yazmak savaşmaktır. Neyle, kiminle savaşmak? Bunu da her yazarın kendisi belirler. Varoluşun sırlı dünyasında zımnedilmiş ebediyet arzusu. İnsanı diğer varlıklardan farklı kılan hasletleri belki onu yazmaya, eser bırakmaya sevk ediyor. Bunun yanı sıra yazarın üslubundaki yoğunluk dikkat çekiyor. Yazar, kitaba ismini veren “Hüznün Dili” adlı denemesinde özlediği dünyayı, başka âlemi, o beldeyi şöyle özetliyor:
“Yaşadığım alacakaranlık hayatın zihnimde ve ruhumda oluşturduğu esrarengiz haritalar, sürekli bir yurt arayışına zorladı beni. Dausılâm, bîmekân bir hâlet-i ruhiye alabildiğine kışkırttı içimde ve ben dilini, yurdunu yitirmiş bir insanın firak duygusu ile kalakaldım sapağımda. ‘ârâfta azap çeken bir insan’ gibi duyduğum çok ve şok zamanlar yaşadım. Benim ârâfım, cennetle cehennem arasını sıfırlayan ve adını bir türlü koyamadığım bir ‘yurtsuzluk acısı, bir sıla-yı rahm’ idi belki de. ‘Bezm-i Elest’, ‘sıla-yı rahm’in yakıcı çıldırtıcı muharrik iken ben kendimi sürekli yağlı duvarlarda bir dünyaya tutunmaya çalışan, ufuksuz bir Amok gibi gördüm. Görme duyarlılıklarımın körlenmesi ve daima bir senfonik mahşer çığlığı arayışım da belki bundandır. Ses arayışım beni ne derecede terbiye etti, bunu iyi bilemem; fakat görmeyle ilgili zafiyetimi daima hissettim. Etken unutkanlık gibi etken görmezlik yaşadım; bunu talep ettim biraz da. Buradan benim çağdaş masalım doğdu: ütopik masal. Peyami Safa’nın Simeranyası gibi… Simeranya da O Belde’de görünür dünyanın prizmasıydı. Benim Simeranya’m, bir ‘vücud-ı şehr’ arayışıydı. Kendi iradî görmezliğimin karanlığında dört yanımı çeviren yağlı duvarları tırmanmaya çalışırken mihmanı olmaya can attığım vücud-ı şehrim, bir ışık ayini olarak göründü bana ve ben karanlıklarda, karanlıklardan gelen onu tanıdım.”
Bazen bir mısra, bazen şarkı sözlerinden; bazen şairler üzerine, bazen kelimelerden ilhamdan yazılan denemelerin kaynağı aslında yazarın arayış içerisinde olduğu dünya, kendi iç dünyasıdır.
Mor Acılar: Şiir Dili, İçimdeki Şiir, Bir Şiirin Hatırlattıkları, Hüznün Dili, Korkuyorum Yaşamaktan, Simeranya Mektupları, Parnas Parisin Kafesi mi?, Yine Vardar, Yaratıcı İnziva kitapta yer alan denemelerden bazıları.
Eser, Ankara’daki kitapçılardan temin edilebilir.
Nebi Durdu
Kardeş Kalemler









