Edebiyat Akademisi - AYB

  • Full Screen
  • Wide Screen
  • Narrow Screen
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

Hüseyin Özbay’ın Kelimeler Kuşatması adlı Deneme Kitabı Yayınlandı

E-posta Yazdır PDF

Hüseyin Özbay’ın Kelimeler Kuşatması adlı Deneme Kitabı Yayınlandı 

Kelimeler KuşatmasıHüseyin Özbay tarafından kaleme alınan “Kelimeler Kuşatması” adlı deneme kitabında birbirinden değerli yazılara yer verilmiş. Kitap, 2009 yılında Berikan Yayınları arasından çıktı.

Eser “Sözün Sınırlarında”, “Şiirin Kıyısında”, “Dünya Duyguları” ve “Okunan- Yazılan” adlı bölümlerden ve bu bölümlerdeki çeşitli denemeden oluşmaktadır.

Yazar içindeki yazma hissini: “Yazmak yaşamaktır benim için. Hayatta yapamadığım işleri yazıyla karşılamaya çalışıyorum. Yazıyla gerçeklik arasına giren masum yalanlara razıyım. Yazı insanın simetrisi değil aysbergidir. Düz bir ayna değil ama yine de değiştiren bir göstergesidir yazı. İçbükey de dışbükey de olsa yine görünen benim, yazılarımda. Görüntülerin tasfiyesi, bir nevi ayıklamadır bence insan.

İnsan, hikayesi kadar insandır. Benim hikayem ne ki!.. Bu yeryüzünde, büyük hikayeler yaşayan insanlar, geldi gitti. büyük hikayeler yaşantının renkli yelpazesidir bana göre. Bense dağları seviyor, dağlara gidemiyorum. Dünyayı seviyor, dünyayı gezemiyorum. Büyük heyecanlar yaşamak istiyorum, ulaşamıyorum. ‘Rüzgarlı insanlar’dan olmak gerekli. Yetişme ve eğitim süreçlerimiz tek bir yolun düz satıhlarında yorup bıraktı neslimizi. Farklı iklimlerin olduğu farklı düşünce ve duyarlılıkların tadından bile yoksun bırakıldık. Bir silik çizgi var da göremiyor muyum yoksa?” cümleleriyle ifade ediyor.

“Kelimeler Kuşatması” adlı yazısında:” Körler ve sağırlar diyalogunu yaşıyorum. Etrafıma baktığımda gözlerini fal taşı gibi açan açık gözlerle, kulaklarını bir tilki gibi her etkiye karşı anten gibi dikenlerin utanç ve usanç veren diyaloglarına karşılık körler ve sağırlar arasında olmak bir şans mı? Keşke böyle bir diyalog sahih olsaydı.

Hayat denen tek fırsatı berbat edenlerin arasında çoğu zaman kendimi de gördüm. İçi boş bir gevezeliğin ifadesi için “diline vurmuş” derler. Bireysel ve toplumsal dile vurmuşluğun yarattığı inançsızlığı fark etmeyenler veya çekilip küsenler, sözle gerçeğin arasına kara kediler koyuyorlar. Bununla da düşünce sahte bir markaya ve apolet kültürüne dönüşüyor. Becerebilseydim sözü keserdim. Söz hem becerikliliğin hem de çaresizliğin aracı. Sözü gerçeğe dönüştürecek bir masal kahramanı arıyorum. Sözlerle birlikte gözlerin ve yüzlerin iştirak ettiği bir sahih iletişim yani…

Gözlerin ve sözlerin dilini bilmiyorum ya da tatmin olmuyorum. “O dil”i bilmiyorum yani; bir hüznün, bir buğulu bakışın, bir ağlayışın anlattıklarını... Aslında beter dilsizlik bu… Âciz hâlimi fırsat bilircesine üzerime üşüşen zılgıt kelime güruhunun kuşatması altındayım. İçimde cirit atıyorlar; şeytan ve iblisin düğününü yapıyorlar çokça ve iletişim kanallarımı bir virüs gibi çökertiyorlar. Onları zapt u rapt altına alabilecek bir mıknatısım yok. Öldürecek beni bu kelimeler.” diyerek duygularını yansıtıyor.

Nermin Öztürk
Kardeş Kalemler

Yeriniz Anasayfa